İmam Nasır Muhammed El-Yemeni
10-Zilhicce-1441
31 - 07 - 2020
02: 38 akşam

(Şehirlerin annesi [Mekke] resmi zamanına göre)

...Her yıl kıyamet gününe kadar gerçek üzerine iyi ve kararlı olduğunuzu umuyoruz.

Bismillahirrahmanirrahim, Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi ve rızası üzerinize olsun, en değerli dostlarım ve alemlerin Rabbine teslim olan tüm Müslümanlar.
Ve her yıl, insanların alemlerin Rabbi için, Allaah'a yükselecekleri güne ( yeniden dirilişe) kadar sağlam ve kararlı olacağınızı umuyoruz; o gün, alemlerin Rabbi olan Allah'a ortak koşmaktan arınmış kalpden başka ne mal ne de oğul fayda sağlayacaktır...
İmanlı kişilerin çoğu Allah'a inanmazlar, ancak ortak koşarlar, bu beni çok derinden üzen şey!
Ve Yüce Allah buyuruyor ki;
﴾105﴿ Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki onlar bu delillerden yüz çevirerek geçip giderler.﴾106﴿Onların çoğu ortak koşmadan Allah’a iman etmezler.﴾107﴿ Allah tarafından onlara kuşatıcı bir azabın gelmesi veya onlar farkında olmaksızın kıyametin ansızın kopması karşısında kendilerini güvende mi hissediyorlar?﴾108﴿ De ki: "İşte bu benim yolumdur. Ben, ne yaptığımı bilerek Allah’a çağırıyorum; ben ve bana uyanlar (bunu yapıyoruz). Allah’ı ortaklardan tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf süresi (105-108).
{وَكَأَيِّن مِّنْ آيَةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ ﴿١٠٥﴾ وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُم بِاللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشْرِكُونَ ﴿١٠٦﴾ أَفَأَمِنُوا أَن تَأْتِيَهُمْ غَاشِيَةٌ مِّنْ عَذَابِ اللَّهِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿١٠٧﴾ قُلْ هَٰذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللَّهِ ۚ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي ۖ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ ﴿١٠٨﴾} صدق الله العظيم [يوسف 105 - 108].

Ey Müslümanlar topluluğu, büyük Allah'a yemin ederim, Rabbim ve sizin Rabbiniz, Allah'a inananlar ve Allah'a yalvarmayanlar, dünya hayatında ve ahirette de Allah Birdir, muhakkak onlar, dünya hayatında da, ahirette de Allah'a ortak koşarlar, herhangi bir kimse, ibadet edilen Rab'bin elleri arasındaki kulların şefaatine inandığı müddetçe, her zaman dua etse ve her zaman oruç tutsa ve yeryüzünün altın dağlarını harcamış olsa bile, Allah onun eylemlerini kabul etmez. İnsanların alemlerin Rabbine yükselecekleri gün, onların şefaatçilerinin şefaati asla inandıkları gibi onlara yararı olmayacaktır, gerçek şu ki, Allah'ın elleri arasındaki peygamberleriniz sizin şefaatçileriniz olduğuna inanıyorsunuz! Göklerde ve yerde bulunan kullarından hiçbirinin, Allah'ın peygamberleri ve elçileri arasında, ne kitabın seçilmiş imamları ne de Allah'ın halifeleri, ilklerinden ve sonuncusuna kadar hiçbirinin şefaat isteme hakkına sahip olduğunu bilmiyorum. Allah'ın bütün peygamberlerinin ve elçilerinin çağrısına inanmadığınız sürece sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmanın bir yolu yoktur. Ey akıl sahipleri olan topluluk, hayret! Allah'ın peygamberlerini ve elçilerini insanlara şöyle demesi için göndermesi mümkün mü?: Kıyamet günü, insanlarin, alemlerin Rabbine yükseleceği gün, biz sizin şefaatçileriniz? Ama Ben Uyarıcı kitaplardaki tüm Allah'a çağıran kişileri netleştirmek istiyorum , insanların alemlerin Rabbine yükselecekleri gün, biz sizin şefaatçileriniziz denilen hadisi inkar ederler, çünkü onlar öyle şey söylemediler ve sizin onları şefaatçileriniz olduklarını düşündüğünüz şeyi, yalanlayacaklardır. Allah'ın sozu ile tasdik ederim:
﴾17﴿O gün Allah, onları ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri bir araya toplayacak, sonra "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?" diye soracak.﴾18﴿Onlar, "Seni tenzih ederiz! Senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Sen bunları ve atalarını nimetler içinde yüzdürdün; nihayet onlar da seni anmayı unuttular ve böylece uçurumu boylayan bir topluluk oldular" diyecekler.﴾19﴿ İşte (ey müşrikler), bu taptığınız şeyler, sizin söylediklerinizin yalan olduğunu ortaya koydu. Artık ne cezanızı savabilirsiniz ne de kendinize bir yardım sağlayabilirsiniz. İçinizden kim haksızlık yoluna sapmış ise ona büyük bir azap tattırırız! (Furkan süresi-17-19)
{وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ فَيَقُولُ أَأَنتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِي هَٰؤُلَاءِ أَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّبِيلَ ﴿١٧﴾ قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنبَغِي لَنَا أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَاءَ وَلَٰكِن مَّتَّعْتَهُمْ وَآبَاءَهُمْ حَتَّىٰ نَسُوا الذِّكْرَ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا ﴿١٨﴾ فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا ۚ وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا ﴿١٩﴾} صدق الله العظيم [الفرقان 17 - 19].

Gerçek şu ki, hepsi kavimlerini Rablerinin uyarısı ile uyarıyorlar. O'ndan başka ne bir koruyucuları, ne de bir şefaatçileri vardır. Yüce Allah'ın sözü ile tasdik ederim:
Kendileri için rablerinden başka bir koruyucu ve bir aracı bulunmaksızın O’nun huzurunda toplanmanın kaygısını duyan insanları onunla (Kur’an) uyar ki günahlardan sakınsınlar.(Enam suresi-51)
{وَأَنذِرْ بِهِ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحْشَرُوا إِلَىٰ رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُم مِّن دُونِهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ} صدق الله العظيم [الأنعام 51].

Yoksa bu ayetin, sadece kafirlerin şefaatini geçersiz kıldığını mı söylüyorsunuz, yoksa onlar şefaatçilerinin peygamberler ve imamlar olduğuna mı inanıyorlar?! Allah'ın kitabına inananlara Allah'ın kitabından hitap ediyorum:
Ey iman edenler! Alım satım, dostluk ve aracılığın olmadığı bir gün gelip çatmadan Allah’ın size verdiklerinden O’nun için harcama yapın. Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.(Bakara-254)
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَنفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ} صدق الله العظيم [البقرة: ٢٥٤].

Belki de Allah'a inanmayan biri, Allah'a ortak koşmak la, benimle bu şekilde tartışmak ister-alegorik olarak Kuran'dan şefaat hakkında söz edilen dışsal (anlamını) göstererek şöyle der:
"Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O’nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür." (Bakara süresi-255)
{اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} صدق الله العظيم [سورة البقرة 255].

Sonra İmam Mehdi karşılık verir ve der ki: Allah onların ortak koştuklarından çok yücedir, En yücedir!
Allah, bu yerde kitapta iki ardışık ayet yaparken fetvasına nasıl aykırı olabilir;
birincisi, kesin, açık, dışsal (anlam) onun içsel (anlam) ile aynıdır,
ikincisi benzer olsa da-alegorik olanın dışsal (anlam) dışında bir yorumu var mı? Rahman olan Allah'ın şefaatini yerine getirme izni sadece doğru söz iledir. Merhametlilerin En Merhametlisi olan Allah, hesabının ardından, gazabı ve azabı yerine rahmeti ile şefaat eder.
Aslında, bütün şefaat Allah'a aittir, Onun kullarından şefaat etmesini istemek değil! Yüce Allah buyuruyor ki:
254.Ey iman edenler! Alım satım, dostluk ve aracılığın olmadığı bir gün gelip çatmadan Allah’ın size verdiklerinden O’nun için harcama yapın. Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.
255. Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O’nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür.( Bakara suresi 254-255)
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَنفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ ۗ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ ﴿٢٥٤﴾ اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ ۖ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ﴿٢٥٥﴾} صدق الله العظيم [البقرة 254 - 255].

Alegorik benzerliğin yeri, en yüksek Allah'ın sözündedir: "O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez". Diyelim ki Allah kuluna diğer kulları için şefaatçi olmasına izin verdi, nasıl bu söz doğru olabilir Allah Kuran ayetlerinde uyarmıştır, bu kesindir, yorumlaya gerek yok, hiçbir şekilde ve herhangi bir kimse yorumlayamaz çünkü onların (başka) bir yorumu yoktur, onun dış (anlamı) gibi onun iç (anlamı) aynıdır.Muhakkak bu Kitabın ana ayetleridir ve akıl sahipleri için bir öğüttür. Müslümanların tüm alimlerine Kitap Ehli peygamberlerin ve sadık kulların şefaatini geçersiz kılmaktan başka bir yorum getirmek için meydan okuyorum, Yüce Allah'ın sözünde kitabın ana ayetleri olan tüm belirleyici açık ayetlerin onaylanması olarak:
Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah’tır. O’nsuz size ne bir dost ne bir şefaatçi bulunur. Hâlâ düşünüp ders almaz mısınız? (Secde-4)
{مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ} صدق الله العظيم
{اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَىٰ عَلَى الْعَرْشِ مَا لَكُم مِّن دُونِهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا شَفِيعٍ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ} صدق الله العظيم [السجدة: 4].

Kendileri için rablerinden başka bir koruyucu ve bir aracı bulunmaksızın O’nun huzurunda toplanmanın kaygısını duyan insanları onunla (Kur’an) uyar ki günahlardan sakınsınlar.(Enam suresi-51)
{وَأَنذِرْ بِهِ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحْشَرُوا إِلَىٰ رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُم مِّن دُونِهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ} صدق الله العظيم [الأنعام 51].

Ey iman edenler! Alım satım, dostluk ve aracılığın olmadığı bir gün gelip çatmadan Allah’ın size verdiklerinden O’nun için harcama yapın. Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.(Bakara-254)
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَنفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ} صدق الله العظيم [البقرة: ٢٥٤].

Gerçekten de, O'ndan başka İlah olmayan Allah'a yemin ederim ki, ne siz ne de İmam Mehdi, bu belirleyici ayetleri, kitabın ana ayetlerinden, dışsal (anlam) olarak gelenlerden başka bir şekilde yorumlayamazsınız,
Allah'tan başka size şefaat edecek şefaatçileriniz olmadığı gibi bununda başka bir yorumu yoktur. Dışsal (anlam) dışında bunun için nasıl bir yorum olabilir, bu öğretinin özüdür, anlamıyor musunuz? Allah'ın sözü ile tasdik ederim;
Kendileri için rablerinden başka bir koruyucu ve bir aracı bulunmaksızın O’nun huzurunda toplanmanın kaygısını duyan insanları onunla (Kur’an) uyar ki günahlardan sakınsınlar.(Enam suresi-51)
{وَأَنذِرْ بِهِ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحْشَرُوا إِلَىٰ رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُم مِّن دُونِهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ} صدق الله العظيم [الأنعام 51].

Hz.Peygamberin kendi çağrısına aykırı olması ve şöyle söyluyor olmasi mümkün mü?."Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım" bu münafıkların Allah Resulüne karşı uydurduğu, peygamberin söylediğini iddia ettikleri sahte bir yalandır, Aslında Allah'ın elçisi Muhammed (sav) , şöyle dedi: [Ey Fatima, Muhammed'in kızı, Rabbine karşı (görevlerini) yap, zira senin için de bir şey yapamam] O (s.a.v) doğruyu söyledi, öyleyse, Peygamberin fetvasını, Kuran'daki Allah'ın fetvasıyla uyumlu bir anlatıda bulursunuz, Allah Resulünün sözünü Kurana aykırı olmayan gerçek peygamberlik Sünnet olduğunu anlarsınız, sonra Allah'ın sözünü ve Elçisinin sözünü bırakarak, İnsan şeytanları olan münafıkların güya peygamberden miş gibi bu 2 sozude çiğneyerek rivayet ettiklerine sımsıkı sarılır mısınız? Onlar peygamberin şöyle dediğini söylerler, "Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım" bu Allah'ın elçisine karşı yalan ve uydurulmuş uzun bir rivayettir, anlamıyor musunuz?
[يا فاطمة بنت محمد اعملي لا اغني عنك من الله شيئا] صدق عليه الصلاة والسلام

Ey akıl sahipleri, Hayret! Allah tarafından aklınızın bu sahtekarlığı reddettiğini göreceksiniz, aklınızın reddettiği şeyleri bildiğiniz halde nasıl buna uyabilirsiniz? hiçbir durumda, hiç bir şekilde , hiç.kimse hidayeti bulamaz, doğruyu anlayan dışında. Allah'ın sözü ile tasdik ederim;
O, dilediğine hikmeti verir ve kime hikmet verilirse o kimse birçok hayra nâil olmuş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar.(Bakara-269)
{يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا أُولُو الْأَلْبَابِ} صدق الله العظيم [البقرة 269].
Yine Yüce Allah'ın sözü ile tasdik ederim; ﴾7﴿ Sana kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’an) bir kısım âyetleri muhkemdir, ki bunlar kitabın esasıdır; diğerleri ise müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (kişisel arzularına göre) te’vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. Derler ki: Ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. (Bu inceliği) yalnız aklıselim sahipleri düşünüp anlar.﴾8﴿Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lütfu en bol olan yalnız sensin.﴾9﴿Rabbimiz! Muhakkak sen insanları geleceğinde asla şüphe olmayan bir günde toplayacaksın. Şüphesiz Allah sözünden dönmez.(Ali-İmran 7-9)
{هُوَ الَّذِي أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ ۖ فَأَمَّا الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاءَ تَأْوِيلِهِ ۗ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلَّا اللَّهُ ۗ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا أُولُو الْأَلْبَابِ ﴿٧﴾ رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ ﴿٨﴾ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ ﴿٩﴾} صدق الله العظيم [آل عمران 7 - 9].

Cehennem mahkumları, akıllarını kullanmadıkları için mi ateşe atıldılar?
Allah'ın sözü ile tasdik ederim;
﴾6﴿ Rablerini inkâr edenlere cehennem azabı vardır. Orası ne kötü bir varış yeri!﴾7﴿Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
﴾8﴿Cehennem neredeyse öfkesinden çatlayacak! Oraya her bir grup atıldıkça, muhafızları onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
﴾9﴿ Şöyle cevap verirler: "Evet, doğrusu bize bir uyarıcı (peygamber) gelmişti; fakat biz onu yalancılıkla itham etmiş ve ‘Allah hiçbir şey göndermemiştir; siz gerçekten büyük bir sapkınlık içindesiniz!’ demiştik."
﴾10﴿ "Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şimdi şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık!" diye de ilâve ederler.
﴾11﴿Böylece günahlarını itiraf etmiş olurlar. O alevli ateşin mahkûmları artık rahmetten mahrumdurlar.(Mülk suresi-6-11)
{وَلِلَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ ۖ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ ﴿٦﴾ إِذَا أُلْقُوا فِيهَا سَمِعُوا لَهَا شَهِيقًا وَهِيَ تَفُورُ ﴿٧﴾ تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ ۖ كُلَّمَا أُلْقِيَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَا أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ ﴿٨﴾ قَالُوا بَلَىٰ قَدْ جَاءَنَا نَذِيرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللَّهُ مِن شَيْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِي ضَلَالٍ كَبِيرٍ ﴿٩﴾ وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِي أَصْحَابِ السَّعِيرِ ﴿١٠﴾ فَاعْتَرَفُوا بِذَنبِهِمْ فَسُحْقًا لِّأَصْحَابِ السَّعِيرِ ﴿١١﴾} صدق الله العظيم [الملك 6 - 11].

Peki hangi Mehdi'yi bekliyorsunuz-Ey, Müslümanlar topluluğu? Doğru yolda iken Mehdi'nin size yol göstermesini mi bekliyorsunuz? Bu nedenle, doğru yolda olduğunuz sürece İmam Mehdi'nin size rehberlik etmesi için gönderilmesine gerek yoktur. Allah'a yemin ederim ki, Eğer hala hidayet üzerineyseniz, Allah İmam Mehdi'yi size hidayet etmesi için göndermez, çünkü siz hidayet üzerinesiniz. Aslında ne zaman saptıktan, doğru yoldan uzaklaştiktan, kitabı bırakıp ve Allah Elçisinin sünnetinden ayrıldıktan, ve Allah'ın kitabına ve peygamber sünnetine zıt olana sımsıkı sarıldıktan sonra nasıl doğru yolda olduğunuzu sanırsınız?

Ortaya çıkan soru: İmam Mehdi'nin kan dökülmesini durdurmasını ve rütbenizi birleştirmesini mi bekliyorsunuz? aranızdaki anlaşmazlığı Allah'ın hükmüyle ortadan kaldırıyor, ve siz onunla tartışmiyorsunuz, ama o büyük Kur'an bilgi sahibi olması ile sizin üstenizden gelir.Yoksa İmam Mehdi'nin Allah'ın onu Müslümanların kanını dökmesi ve sizi öldürmesi için göndermesini mi bekliyorsunuz, sonra
utançla aşağılanarken mi biyat edeceksiniz? Mantık kullanamıyormusunuz?
Yada siz kendisinin Mehdi olduğunu söyleyemeyen, aksine sizin ona İmam Mehdi olduğunu söyleyeceğiniz Mehdiyi mi bekliyorsunuz, yani olumle tehdit ederek, zorlayarak mi?
Şüphesiz bu, Kitap'a aykırı, hayret verici bir yalandır.
Mehdiyi nasıl tanıyacağınizi size göstermem için gelin. Hadi, önce akıllara soruyoruz ve sonra söylüyoruz:
Ey akıl sahipleri, gerçeğe karşı gözü açık olanlar, hadi bize Allah diniyle ilgili anlaşmadiğımız ve insanlarin mezheplere bölündüğü ve birbirini öldürdükleri döneminde Mehdiyi gönderdiğini ve nasıl tanıyacağınizi anlatın, Yani kesinlikle, zihinler cevap verecek ve diyecek: Bu nedenle, onun Kuran bilgisine sahip olmasi- size hâkim olabilmesi ve mezhepleri ortadan kaldırabilmesi için çok önemlidir, ve o peygamberden diye rivayet edilen hadisleri gözden geçirecektir, sonra sizi Kuran bilgisiyle ilk peygamberlik yöntemine geri götürecektir, ve Allah onu Elçisi hz.Muhammed(s.a.v) ve Kuranda olanları desteklemesi için gonderir. Bu nedenle, Allah onu Hz.Muhammed'in ((Nasır Muhammed) (Nasır- arapçada destekçi demek)) - destekçisi olarak gönderir, ve Allah ona Kuran bilgisine sahip olması ile yardım eder. Allah'ın sözü ile tasdik ederim:
O inkârcılar, "Sen peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak bir Allah, bir de kitap bilgisine sahip olanlar yeter."( Ra'd süresi-43 )
{وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَسْتَ مُرْسَلًا قُلْ كَفَىٰ بِاللَّهِ شَهِيدًا بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَمَنْ عِندَهُ عِلْمُ الْكِتَابِ} صدق الله العظيم [الرعد الآية 43].


İmam Mehdiyi nasıl tanıyacaklarını bilemeyen topluluğa hayret ediyorum, ne zaman Allah'ın onu önceden belirlenmiş bir zamanda göndereceği, kitapta mutlak yapılmıştır! Peki, merhametli olan Allah, büyük Kur'an bilgisine sahip olması ile ona yardım etmediyse, onu nasıl tanıyabilirsiniz,
Kur'an'dan onunla tartışacak kimse yoktur, ancak Mehdi o kişinin Kuran bilgisiyle üstesinden gelecektir ; doğru tanık , Allah'ın onu Kuran bilgisine sahip olmasını lütfetmesidir.Eğer değilse... O zaman İmam Mehdi değil, vadedilen tanıklık Allah'ın kendisine kitap ilmini vermesidir, aslında İmam Mehdi Nasır Muhammed, Allah'ın ona kitap bilgisini vermesi için gereklidir , çünkü böylece Muslumanlara, ortak koşanlara ve ateistlere(çeşitli bilimsel alanlarda büyük Kur'an bilgisine sahip olmasını) inkar edenlere hâkim olur , böylece o Kur'an-ı, yani Hz.Muhammedin onu uydurmadigini ve Herşeyi bilen Yüce Allah'tan aldığıni kanıtlar, böylece Allah size işaretlerini doğruluk üzere gösterecektir.
Allah'ın sözü ile tasdik ederim:
﴾91-92﴿De ki: "Bana, dokunulmaz kıldığı bu şehrin rabbine, yalnız O’na kulluk etmem emredildi; zaten her şey O’na aittir. Bir de bana müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola gelirse yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: "Ben sadece uyarıcılardanım."﴾93﴿Ve şunu da söyle: "Hamd Allah’a mahsustur. O, işaretlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.(Neml-91-93)
{إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ ۖ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ﴿٩١﴾ وَأَنْ أَتْلُوَ الْقُرْآنَ ۖ فَمَنِ اهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ ۖ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَا أَنَا مِنَ الْمُنذِرِينَ ﴿٩٢﴾ وَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمْ آيَاتِهِ فَتَعْرِفُونَهَا ۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿٩٣﴾} صدق الله العظيم [النمل 91 - 93].

Alemlerin Rabbi Allah'a hamd ve peygamberlerine selam olsun.
.Allah'ın Halifesi ve kulu; İmam Mehdi Nasır Muhammed El-Yemeni.


http://mahdialumma.com/showthread.php?p=333869